Melike’ye ispirto içirdi ölünce de gömdü! Ayşe Palu ‘cinler bize musallat oldu’ dedi

Kamuoyunda ‘Palu Ailesi’ olarak bilinen sanıkların Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamasında öldürüldüğü iddia edilen Meryem Tahnal’ın (35) kızı Melike Tahnal’ın (8) Sakarya’nın Ferizli ilçesinde öldürüldüğü öne sürülmüştü. İddia üzerine Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ikinci duruşması bugün görüldü. Davada Hava Palu, Ayşe Palu ve Tuncer Ustael’in eşi Emine Ustael tutuklu oldukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

“Bu olaylar bitince ikisi de gelecek”
Meryem Tahnal’ın annesi Hava Palu, “Bizim bu duruma gelmemizin sorumlusu kardeşlerim ve yeğenlerimdir. Bu olayı başımıza kardeşlerim ve yeğenlerim getirdi. Bizim üzerimize cinleri musallat ettiler. Tuncer ise bize yardım etmek için 2008 yılının Şubat ayında bize geldi ve birlikte yaşamaya başladık. Kardeşlerim ve yeğenlerim bize adamlarının olduğunu ve bizi öldüreceklerini söyleyince evden ayrılarak arabada yaşamaya başladık. Daha sonra kaldığımız evde Tuncer herkese ispirto verdi. Melike de ispirtoyu içince başı döndü ve baygınlık geçirdi. Tuncer ise bana Melike’nin öldüğünü söyledi. Biz bu sırada Ferizli Kuzca’da M.G.’nin evinde yaşıyorduk. Tuncer, Melike’yi aldı götürdü. Nereye götürdüğünü bilmiyorum. Ben bir şey yapmadım. Melike de, Meryem de bir yere gittiler ama nereye bilmiyorum. Bu olaylar bitince ikisi de gelecek. Allah istediğinde ölüyü canlandırır, geri getirir. Ben beraatımı istiyorum” dedi. 

Hava Palu, Tuncer Ustael’i suçlayarak, şöyle devam etti:

“Arabada yaşadığımız süre arabayı Tuncer kullandı. Nereye gitmek istiyorsa oraya götürdü bizi. Evdeki sürede ise ayrı ayrı odalarda kalıyorduk ve bizi aç bıraktı. Sağlıklı düşünemedik. Tuncer çocukları dövüyordu, bizi aç bırakıyordu. Biz Kocaeli’de kendi evimizde yaşarken Tuncer bize cinlerin musallat olduğunu söyledi. Bize Kuran ve dua okumamızı söyledi. Biz de bunu uyguluyorduk.

“Ağacın dibine gömdük”
Meryem Tahnal’ın kardeşi Ayşe Palu ise, “Babam hariç hepimiz aynı evde yaşıyorduk. Tuncer bize içimizde cin olduğunu söyledi. İçimizden cinlerin çıkması ve şifa bulmamız için bize ispirto içirdi. Hepimiz içtik. Ben de içtim. Ben ispirto içince başım döndü ve baygınlık geçirdim. Baygın olduğum için Melike’nin ispirto içtiğini görmedim. Melike’nin yanına gittiğimde ağzından köpük geliyordu. Annem Melike’yi yıkayıp bir bezle sardı. Biz de eniştem Tuncer’le birlikte nehir kenarında bulunan bir ağacın dibine gömdük” diye konuştu.

“Bize cinler musallat olmuştu”
Ayşe Palu kendilerine cinlerin musallat olduğunu ifade ederek, şöyle dedi: Bize cinler musallat olmuştu. Evde kapılar açılıp kapanıyordu. Cinler bizim üzerimize su atıyordu. Bu sebepten dolayı Kocaeli’den ayrılarak Sakarya’nın ilçesi Ferizli Kuzca’daki eve gittik. Melike’yi ağacın dibine eniştem kazıp koydu. Gömdüğümüz yer mezarlık değil. Melike’nin karnına tekme vurulduğunu görmedim. Gördüğümde Melike yarı baygın ve ağzından sıvı geliyordu.

2006 yılında babasının, kardeşinin eşi Ahmet Tahral’ı öldürdüğünü ve o tarihte eşi Tuncer Ustael ile birlikte İstanbul’da yaşadığını söyleyen Emine Ustael, “Babamın yakını Y.Ş. bize annemi öldüreceğini söyleyerek tehdit ediyordu. Eşim Tuncer’le birlikte ben de anneme sahip çıkmak için annem ve Meryem’i yanımıza aldık. Meryem, Y.Ş. ile iletişim halindeydi, sürekli bizi onlara ispiyonluyordu. Baskıdan kurtulmak için Kocaeli’ye taşındık. Arabada yaşamaya başladık. Y.Ş. bizi takip etti. Bir gece arabadan tuvaletini yapmak için ayrıldı. Bir daha da gelmedi. Daha sonra ise Kuşça köyünde yaşamaya başladık. Annem ve Ayşe’nin ifadeleri gerçek değil. İspirto olayı olmadı. Ayşe ve annem baskı altında olduğu için yalan söylüyor. Ben suçlamayı da kabul etmiyorum” diye konuştu. 

Melike’nin gömüldüğü öne sürülen yere bakılacak
Mahkeme heyeti tanıkların dinlenilmesi için talimat yazılmasına, Ayşe Palu’nun tutuklu bulunduğu cezaevinden alınarak Melike’yi gömdüklerini ifade ettiği yere götürülerek araştırılma yapılması ve sonucunun bildirilmesi için Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar vererek, duruşmayı 25 Haziran gününe erteledi.